YAZAR. RABİA UYGUR 

Türkiye Cumhuriyeti olarak yaklaşık 40 yıldan fazla bir süredir terörle mücadele ediyoruz. Bu uzun ve acı dolu süreçte, binlerce vatan evladımızı toprağa verdik. Şehit ailelerinin yüreğindeki yangın hala taze, hala sızlıyor. Ancak bugünlerde, yıllar sonra ilk defa umut taşıyan bir gelişme yaşanıyor. Hem de öyle sıradan bir gelişme değil; Türkiye’nin terörden arınmış bir geleceğe yelken açtığının habercisi…

Geçtiğimiz aylarda DEM Parti’nin Meclis Grup Toplantısı’nda yapılan bir çağrı, yıllardır süre gelen kanlı sarmalın kırılması adına önemli bir kırılma noktası oldu. PKK lideri Abdullah Öcalan’a, örgütü feshetmesi yönünde açık bir çağrı yapıldı. Bu çağrının yankıları hem içeride hem dışarıda duyuldu ve görünüşe göre etkisini göstermeye başladı.

Bu hafta Irak Kürt Bölgesi’nden gelen haberler dikkat çekici: Bir grup PKK’lı teröristin, silah bırakmaya hazırlandığı ifade ediliyor. Bu, sadece bir teslim olma değil; aynı zamanda on yıllardır süren bir çatışma sürecinin kapanışına dair bir işaret olabilir.

MİT’in Diplomatik Rolü

Bu sürecin perde arkasında ise, Milli İstihbarat Teşkilatı’nın (MİT) kararlı çalışmaları var. MİT Başkanı Sayın İbrahim Kalın’ın, geçtiğimiz günlerde Irak’a giderek hem Talabani hem de Barzani ile görüşmeler yaptığı biliniyor. Bu temaslar, bölgedeki dengeleri gözeterek yürütülen titiz bir diplomatik sürecin parçası.

Artık sadece askeri değil, diplomatik ve stratejik zekâyla yürütülen bir mücadele söz konusu. Ve bu mücadelenin meyvesi, silahların susması, anaların gözyaşının dinmesi ve geleceğe güvenle bakabilmemiz olacak.

Terörsüz Bir Türkiye Ne Getirir?

Türkiye terör belasından tamamen kurtulduğu takdirde, ekonomik kalkınma açısından önü açık bir ülke olacak. Savunma ve güvenlik bütçelerinin önemli bir kısmı artık yatırıma, eğitime ve kalkınmaya ayrılabilecek. Güneydoğu Anadolu başta olmak üzere, uzun yıllar ihmal edilmiş bölgelerimiz yeniden canlanacak. İnsanlar göç etmek zorunda kalmayacak, gençler dağa değil üniversiteye yönelecek.

Ayrıca, terörsüz bir Türkiye; Orta Doğu’da istikrarın anahtarı, bölgesel süper güç olma yolunda büyük bir aktör haline gelebilir. Enerji koridorlarından lojistiğe, tarımdan sanayiye kadar Türkiye’nin elinde büyük bir potansiyel var ve bu potansiyelin önündeki en büyük engellerden biri her zaman terör olmuştur.

Sonuç Olarak...

Bu gelişmelerin kalıcı olması için toplumun tüm kesimlerinin sağduyulu, sabırlı ve dikkatli olması gerekiyor. Provokasyonlara açık bir dönemdeyiz. Sessiz ama güçlü bir diplomatik süreç işliyor. Bu süreci baltalamaya çalışan iç ve dış mihraklar olacaktır.

Ama eğer bu fırsat doğru değerlendirilirse, çocuklarımız artık çatışma haberleriyle değil, başarı hikâyeleriyle büyüyecek. Belki de ilk kez, gerçekten terörsüz bir Türkiye’nin eşiğindeyiz.

Allah bu millete bir daha şehit acısı yaşatmasın. Barış, kardeşlik ve kalkınma dolu bir gelecek hepimizin hakkı.