Dünya bir kez daha gözlerini Gazze’ye çevirdi. Katil İsrail, bu kez yardım eden ve görevini icra eden gazetecileri hedef aldı. Haberi dünyaya ulaştıran, gerçeği aktaran gazeteciler yaşam hakkı gözetilmeden öldürüldü. Bu vahşet karşısında dünya basını ve kamuoyu ayağa kalktı; tepkiler yükseldi, ancak bu tepki hâlâ yetersiz.
İsrail, çoluk çocuk demeden, sağlık çalışanlarını, gazetecileri, yardım kuruluşlarını hedef almaya devam ediyor. Masumların hayatı, onların gözünde sadece bir rakamdan ibaret. Her gün katledilen çocuklar, aileler ve siviller, insanlığın vicdanını sarsıyor. Bugüne kadar 303 çocuk açlıktan ve savaşın yarattığı yıkımdan yaşamını yitirdi. Her gün, her saat, bu vahşet devam ediyor.
Türkiye, Cumhurbaşkanı ve Dışişleri Bakanı başta olmak üzere tüm siyaset kurumlarıyla bu barbarlığa karşı sessiz kalmadı. Tepkiler üst düzeyde, sert ve net bir şekilde dile getirildi. Peki, ya diğer İslam ülkeleri? Ne yazık ki onlar, sadece kınama mesajlarıyla yetiniyor; ciddi ve caydırıcı bir tepki gösterilemiyor. Bu sessizlik, İsrail’in kan dökmeye devam etmesine, insan haklarını hiçe saymasına adeta zemin hazırlıyor.
Dünya siyaseti artık sorumluluk almak zorunda. Bu katil devlet, uluslararası hukuk ve vicdanın sınırlarını hiçe sayarak masum insanları öldürmeye devam edemez. Gazeteciler, sağlık çalışanları, çocuklar ve siviller artık güvenli bir nefes almak istiyor. Artık yeter! İnsanlık, vicdan ve adalet için herkesin ayağa kalkması şart.
Dünya, bu sessizlikten ve seyircilikten kurtulmazsa, her gün yeni bir acıya uyanacak. İsrail’in zulmü durdurulmalı; çocuklar, gazeteciler ve sağlık çalışanları güvence altına alınmalı. Vicdan sahipleri susmamalı, adalet talep etmeli.