Toplumların en kıymetli hazinesi gençleridir. Onlar bizim umudumuz, geleceğimiz, yarınlarımızdır. Ne yazık ki son yıllarda, gençlerimizin ellerinden kayıp gitmesine yol açan en büyük tehlikelerden biri uyuşturucu batağıdır. Sessizce yayılan bu zehir, sadece gençleri değil; aileleri, çevreyi ve tüm toplumu içine alan karanlık bir girdaba dönüşüyor.
Birçok genç, işsizlik, umutsuzluk, aile içi sorunlar veya arkadaş çevresinin baskısıyla bu tuzağa düşüyor. “Bir kez denemek” diye başlayan merak, kısa sürede bağımlılığa ve geri dönülmez bir yola dönüşüyor. Kararan bir gencin hayatı, yalnızca kendisine değil; annesine, babasına, kardeşine ve çevresine de acı olarak geri dönüyor.
Daha da acısı, uyuşturucunun artık sokaklarda, park köşelerinde, hatta okul çevrelerinde bile kolayca ulaşılabilir hale gelmiş olmasıdır. Gençler köşeye sıkışıyor, aileler çaresiz kalıyor, toplum ise çoğu zaman bu sessiz çığlığı duymakta geç kalıyor.
Oysa uyuşturucuyla mücadele sadece polisiye tedbirlerle sınırlı kalamaz. Gençlere umut verecek, onları hayata bağlayacak yollar açmak gerekir. Spor sahaları, kültür merkezleri, sanat ve eğitim imkânları gençlerin önüne serilmeli. Bir gencin gitar çalması, bir şiir yazması ya da bir sahada ter dökmesi, uyuşturucuya el uzatmasından çok daha değerlidir.
Ailelerin bilinçlendirilmesi, okullarda çocuklara ve gençlere farkındalık kazandırılması şarttır. Rehabilitasyon merkezleri artırılmalı ve erişilebilir olmalıdır. Çünkü bağımlı bir genci tamamen kaybetmek yerine elinden tutup yeniden topluma kazandırmak, hepimizin insanlık görevidir.
Uyuşturucu yalnızca bir sağlık sorunu değil; toplumsal bir yaradır. Bu yarayı sarmak hepimize düşen bir görevdir. Sessiz kalmamalı, yok saymamalı ve gençlerimizin elinden tutmalıyız. Onlar bizim geleceğimizdir; eğer onları kaybedersek yarınlarımızı da kaybederiz.
Nurcan Huyelmas