Yazan: İbrahim Uygur
Bu sabah Şanlıurfa'nın Eyyübiye ilçesindeki Demokrasi Caddesi'nden haber merkezimize doğru ilerlerken gördüğüm manzara, beni bu satırları yazmaya mecbur bıraktı.
Aracımla cadde üzerinde ilerlerken bir anda durmak zorunda kaldım. Çünkü iki kadın, yanlarında çocuk arabalarıyla kaldırımı kullanamadıkları için mecburen araçların geçtiği yolda yürüyordu. O an düşündüm; ya arkadan hızla gelen bir araç olsaydı? Ya bir sürücü onları fark edemeseydi? Bunun hesabını kim verecekti?
Ne yazık ki bu görüntü artık Şanlıurfa'da sıradan hale geldi.
Kaldırımlar yayalar için yapılır. Ancak bugün birçok kaldırım, yayaların değil; araçların, motosikletlerin ve bazı esnafların kullanım alanına dönüşmüş durumda.
Demokrasi Caddesi'nde motosiklet tamircileri kaldırımları adeta servis alanı gibi kullanıyor. Motosikletler kaldırımlara park ediliyor, tamir ediliyor. Bazı esnaflar ise ürünlerini, malzemelerini ve eşyalarını kaldırımlara bırakıyor. Bunun yanında gelişi güzel park edilen araçlar da kaldırımları tamamen kapatıyor.
Sonuç ne oluyor?
Yaşlılar, engelliler, çocuklar ve bebek arabası kullanan anneler yola inmek zorunda kalıyor.
Bu kabul edilebilir bir durum değildir.
Elbette zaman zaman zabıta ekiplerinin denetim yaptığını görüyoruz. Ancak çoğu zaman sadece sözlü uyarıyla yetiniliyor. Daha ekipler caddeden ayrılmadan aynı işgaller yeniden başlıyor.
Demek ki mevcut uygulama caydırıcı değil.
Bu mesele sadece Demokrasi Caddesi'nin sorunu da değil.
Şanlıurfa'nın birçok cadde ve sokağında aynı manzaralar yaşanıyor. Ancak Demokrasi Caddesi, bu sorunun en yoğun hissedildiği yerlerden biri haline gelmiş durumda.
Buradan açıkça sesleniyorum.
Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi Zabıta ekiplerine...
Eyyübiye Belediyesi Zabıta ekiplerine...
Şanlıurfa İl Emniyet Müdürlüğü Trafik Denetleme ekiplerine...
Lütfen görevinizi daha etkin şekilde yerine getirin.
Bir facia yaşandıktan sonra alınacak tedbirlerin hiçbir anlamı olmayacaktır. Önemli olan, kazalar meydana gelmeden önlem almaktır.
Kaldırımlar yayalarındır.
Hiç kimsenin kaldırımı kendi dükkânının deposu, tamirhanesi veya özel otoparkı gibi kullanmaya hakkı yoktur.
Bugün çocuk arabasıyla yürümek zorunda kalan iki annenin yaşadığı mağduriyet, yarın yaşlı bir vatandaşın, engelli bir bireyin ya da bir öğrencinin başına gelebilir.
Biz gazetecilerin görevi sadece olup biteni yazmak değildir; toplumun ortak sorunlarını gündeme taşıyarak çözümün takipçisi olmaktır.
Bu nedenle ben, gazeteci İbrahim Uygur olarak bugünden itibaren bu konunun takipçisi olacağım.
Sorun çözülene kadar, kaldırımlar yeniden yayaların olana kadar, bu köşede her gün bu meseleye yer vermeye devam edeceğim.
Çünkü kaldırımlar işgal altında olduğu sürece sessiz kalmak, bu yanlışlığa ortak olmaktır.
Unutmayalım...
Kaldırımlar esnafın değil, araçların değil, motosikletlerin değil; çocukların, annelerin, yaşlıların, engellilerin ve tüm vatandaşların hakkıdır.