DÜNYA
Giriş Tarihi : 28-09-2026 15:33   Güncelleme : 28-09-2026 15:33

Yabancıların “şikayetleri”: Yunnan’da insanı “çıldırtan” 5 şey

Damla Wu - CGTN muhabiri: Çok sayıda yabancı, Çin’in Yunnan eyaletini o kadar seviyor ki, sadece ziyaret etmekle kalmayıp, butik otel açıyor, tarım yapıyor, hatta arsa kirlayıp uzun yıllar yaşayacakları evler yapıyor, güzel anılar biriktiriyor... Yunnan onlar için yer yüzünde bir cennet sanki.

Yabancıların “şikayetleri”: Yunnan’da insanı “çıldırtan” 5 şey

Çok sayıda yabancı, Çin’in Yunnan eyaletini o kadar seviyor ki, sadece ziyaret etmekle kalmayıp, butik otel açıyor, tarım yapıyor, hatta arsa kirlayıp uzun yıllar yaşayacakları evler yapıyor, güzel anılar biriktiriyor... Yunnan onlar için yer yüzünde bir cennet sanki.

Bütün bu güzelliklere rağmen Yunnan’a yönelik şikayetleri olanlar da var. Yabancılar Yunnan'ı kimi zaman kıyasıya eleştiriyorlar. İşte yabancıları “çıldırtan” 5 şey: (son maddeye yerel halk bile itiraz edemiyor)

1: Mantarlar lezzetli, ama “macera”nın bedeli çok ağır

Bu, Yunnan’a gelen her yabancının düştüğü bir tuzak.

Yunnan eyaletinde 880 ila 900 çeşit yenilenebilir yabani mantar bulunuyor, bu sayı Çin genelindeki mantarların yüzde 90’dan fazlasını oluşturuyor. Pazarlardaysa aşağı yukarı 200 çeşit yabani mantar satılıyor.

Pazardaki rengarenk yabani mantarları gören yabancıların ilk tepkileri “Çok güzel, alıp tadına bakayım” oluyor. Ama bilmiyorlar ki: Yunnan mantarları “yiyince bir şey olmayan”, “yiyince bir şey olan” ve “yiyince hayatını kaybettiren” olmak üzere üçe ayrılır.

Amerikalı bir turist ünlü turistik kent Lijiang’da bir yığın Jianshouqing mantarı aldı, kaldığı pansiyonda pişirdi ve 5 dakika içinde afiyetle yedi. Talihsiz adam iki saat sonra duvardaki tabloyla konuşmaya başladı — “Hey, bu tablodaki adam neden hareket ediyor?”

Pansiyon sahibi derhal onu hastaneye götürdü. Acilde serum takılıyken WeChat'te paylaşım yaptı: “Yunnan mantarları ‘şarkı söyleyebiliyor’, ama dinlememenizi tavsiye ederim.”

Aslında Yunnan’da yerlilerin mantar yeme konusunda demir gibi katı bir kuralı vardır: “Daha önce hiç görmediğin mantarı alma, pişmemişini yeme, farklı mantarları karıştırıp yeme.” Ama yabancılar her zaman “deney ruhu” ile bu kurala meydan okuyor.

 2: İklim o kadar güzel ki “tembellik kanseri"ni tetikliyor

Yunnan eyaletinin merkezi Kunming'in iklimi dünya standartlarında — yıllık ortalama sıcaklık 16,2C, kışın şiddetli soğuk yok, yazın kavurucu sıcak yok. Kulağa cennet gibi geliyor, değil mi?

Ama yabancılar bundan şikayetçi: Hava o kadar güzel ki insan hiçbir şey yapmak istemiyor.

Kunming’de iki yıl yaşayan bir İngiliz şöyle diyor: “İngiltere’de sabah yataktan kalkamazsın — dışarısı soğuk ve nemli, ancak kalkmak zorundasın çünkü işe gideceksin. Kunming’de de sabah yine kalkamazsın — pencerenin dışı güneşli, kuşlar ötüyor, çiçekler açıyor ve ‘Bu kadar güzel havada neden çalışayım?’ diye düşünürsün.”

Daha da “çıldırtıcı” olanı var: Kunming’in güneşi fazlasıyla bol. İskandinavyalı bir turist şöyle diyor: “Bizde yılda birkaç gün güneş görürsün. Yunnan’a gelince anladım ki — fazla güneş de insanı ‘sarhoş’ ediyor.”

Yabancı turistlerin gözlerinde çok fazla güneşli gün de bir tür “dert”. Siz ne dersiniz?

3: Zaman anlayışı fazlasıyla esnek, yabancılar her gün “ders alıyor”

Yunnan’ın “yavaşlığı” sadece yaşam ritmi değil, aynı zamanda zaman anlayışını ifade ediyor.

Fransız bir iş insanı ilk kez Ruili kentine iş görüşmesine gittiğinde, Myanmar’lı müşterisiyle saat 14:00’te buluşmak üzere sözleşti. 13:50’de buluşma yerine vardı, ama saat 15:00’e kadar bekledi ve müşterisi sonunda geldi. “Saat 2 dememiş miydin?” diye sordu. Müşteri gülümseyerek cevap verdi: “Ben ‘Myanmar saati’ni kastetmiştim.”

Yunnan’da da zamanın bir “esnekliği” vardır. Pazarlar ne zamanında açılır ne de zamanında dağılır; yemek davetinde “hemen geliyorum” denir, ancak belki yarım saat sonra gelinir; su tesisatçısı “yarın gelirim” der, belki bir hafta sonra ortaya çıkar.

Bir Alman çılgına dönmüş halde şöyle diyor: “Yunnan’da ‘saat kaçta’ diye soramazsın, ‘yaklaşık saat kaçta’ diye sormalısın. Bazen ‘yaklaşık’ ile anlatmaya çalıştıkları arasında 3 saat olabilir.”

4: Lehçeler o kadar çok ki, Çince öğrenmek “cehennem zorluğu”na dönüşüyor

Birçok yabancı Çin’e gelmeden önce yıllarca Mandarin adıyla bilinen Standart Çince öğrenmiş olmasına rağmen Yunnan'a gelince anlıyor ki, öğrendikleri boşa gitmiş.

Çünkü Yunnan’da çok fazla lehçe var. Kunming lehçesi, Dali lehçesi, Lijiang lehçesi, Honghe lehçesi, Dehong lehçesi, Dai dili, Yi dili, Bai dili, Tibetçe... Yunnan’da Han’ın yanı sıra 25 azınlık etnik grup var ve bunlardan 15’i sadece Yunnan’da yaşıyor. Çince kullanan 3 azınlık etnik grup hariç, diğer her grubun kendi dili ve sayısız lehçesi bulunur.

Bir yabancı Yunnan’daki her hangi bir pazarda, beşten fazla dili aynı anda duyabilir. 

Çin’de eğitim almış bir Japon öğrenci şöyle yakınıyor: “Beijing’de iki yıl Çince öğrendim, kendimi yeterli hissediyordum. Kunming’e geldim — ‘克哪点’, ‘整哪样’, ‘给是’ —lehçeler ve azınlık dillerle konuştukların hiçbirini anlamıyorum.”

Bir İngiliz Yunnan lehçelerini öğrenmekten tamamen vazgeçti. Şöyle diyor: “Yunnanlı arkadaşlarıma ‘Biraz yavaş konuşur musunuz’ dedim, sonra yavaşladılar — ama ben yine de hiç bir şey anlamadım.”

Yunnan’ın lehçe kültürü, “uzun vadeli düşünenlere” bırakılmış bir armağandır. Eğer Yunnanlıların söylediklerini anlayabiliyorsanız, “kültürel entegrasyon”un son eşiğini aşmışsınız demektir.

5: Gelince gitmek istemiyorsun, işte en büyük “tuzak”

Yabancı turistlerin en son şikayetine geldik — ve bu da yabancıları en çok “çıldırtan” .

Yunnan’a gelen yabancıların buldukları en büyük “tuzak” şu: Gelince gidemiyorsun.

Fransız bir fotoğrafçı, aslında sadece bir grup fotoğraf çekip gitmeyi planlıyordu. Sonuç olarak bir grup bitince başka bir grup fotoğrafı daha çekti; Yuanyang teras tarlalarından Dongchuan kırmızı topraklarına, Meili Kar Dağı’ndan Xishuangbanna yağmur ormanlarına kadar. Üç yıl geçti, hala çekiyor ve Dali’ye taşınıp yarı “Yunnanlı” oldu.

İngiliz bir yaşlı hanım Yunnan’a turist olarak geldi, sonuç olarak Tengchong adlı küçük bir kentin Heshun Antik Kasabası’nda bir avlu kiraladı. Avluda çiçekleri yetiştiren İngiliz hanım burada gününü çay içmek ve güneşlenmekle tamamlıyor. Beş yılı böyle geçti. Kızı İngiltere’den onu görmeye geldiğinde “Ben sadece turist olarak geldin sanıyordum” dedi. Annesi: “zaten turistim ama tek bir farkla, beş yıldır” diye cevapladı kızını.

Yunnan’ın bir sorunu varsa, en büyük sorunu şudur: O kadar iyi ki, “oradan ayrılmak istemiyorsun”. Bu bir şikayet mi, sayılır ama  muhtemelen “en tatlı şikâyet”.

6: Sevgi derin olunca, “eleştiri” de keskin olur

Dürüst olmak gerekirse, söz konusu “şikayetler” kulağa yakınma gibi geliyor ama her birinin arkasında Yunnan’ın yabancılar tarafından çok sevilmesi var. Tıpkı Fransız fotoğrafçının dediği gibi:

“Yunnan’ı sevmeseydim, çoktan giderdim. ‘Eleştirmemin’ sebebi, burada daha rahat yaşamak istemem.”

Yunnan elbette kusursuz değil — iklim o kadar güzel ki insanı tembelleştiriyor, zaman anlayışı o kadar esnek ki insanı çıldırtıyor, lehçeler o kadar çok ki insanı çökertiyor. Ama tam da bu “kusurlar” sayesinde Yunnan “gelince gidilemeyen” bir yer oluyor.

Yabancıların her “çıldırma” serzenişinin altında olan şey: "Gitmek istemiyorum.” demek istemeleri aslında.

 

Hibya Haber Ajansı
AdminAdmin