sela, sadece bir çağrı değildi. O, milyonların kalbinde kıvılcım yakan bir hatırlatmaydı: Bu vatan sahipsiz değil.

İşte bu nedenle, her yıl 15 Temmuz gecesi, Türkiye’deki tüm camilerde saat tam 00.13’te sela okunması artık bir gelenek, bir sembol, bir hatırlatmadır. Bu yıl da aynı ses, aynı inançla yükselecek gökyüzüne. Minarelerin ışıkları sabaha kadar açık kalacak.

Bu semboller, yalnızca estetik veya ritüel değil. Bunlar bir milletin hafızası, direnişi ve bir daha aynı karanlığa düşmeyeceğine dair iradesidir.

Minarede yanan ışık, bu milletin sönmeyen umududur.
Okunan sela, bu milletin düşmana karşı yükselen haykırışıdır.
Saat 00.13’te atılan her adım, “Unutmadık ve unutturmayacağız” diyen yüreklerin sesidir.

Sela, bu ülkenin sadece dini değerlerinin değil, bağımsızlık mücadelesinin de bir parçasıdır artık. O gece milyonlar cami avlularında, sokaklarda, köprülerde tek bir amaç uğruna birleşti: Milletin iradesine darbe vurulamaz!

Bugün hâlâ aynı tehdit farklı kılıklarda karşımıza çıkabilir. FETÖ gibi yapılar, sadece silahla değil; eğitimle, sosyal faaliyetlerle, ekonomik yatırımlarla da sızmayı dener. Ama biz artık uyanığız. Biz artık o selayı, sadece kulağımızla değil; kalbimizle duyan bir milletiz.

Bu gece sela duyulduğunda, göğe yükselen her ezgi, bir milletin yeniden doğuşunu hatırlatsın. Çocuklarımıza, gençlerimize bu sembollerin anlamını anlatmak, 15 Temmuz’un sadece bir tarih değil, bir uyanış olduğunu göstermek zorundayız.

Çünkü hafızasını yitiren bir millet, geleceğini kaybeder.
Biz ise geçmişimizi unutmadan, daha güçlü bir yarına yürümeye kararlıyız.

YAZAR: İBRAHİM UYGUR