KÜLTÜR - SANAT
Giriş Tarihi : 18-09-2026 20:59

ŞANLIURFA ULU CAMİİ: YÜZYILLARA MEYDAN OKUYAN TARİHÎ MİRAS

Şanlıurfa’nın tarihî şehir merkezinde, Divanyolu Caddesi üzerinde yükselen Ulu Camii, kentin geçmişten günümüze ulaşan en önemli dinî ve mimari yapıları arasında yer alıyor.

ŞANLIURFA ULU CAMİİ: YÜZYILLARA MEYDAN OKUYAN TARİHÎ MİRAS

Yüzyıllardır ibadet mekânı olarak kullanılan Ulu Camii, yalnızca mimarisiyle değil, geçmişinde barındırdığı farklı dönemlere ait izler, halk arasında anlatılan inanışlar ve saat kulesine dönüştürülen minaresiyle de Şanlıurfa’nın tarihî kimliğinin önemli parçalarından biri olarak öne çıkıyor.

KIZIL KİLİSE'NİN YERİNE İNŞA EDİLDİ

Ulu Camii’nin yapım tarihi kesin olarak bilinmiyor. Bunun en önemli nedenlerinden biri, camiye ait bir inşa kitabesinin bulunmaması.

Tarihî kaynaklarda caminin, daha önce aynı yerde bulunan ve “Kızıl Kilise” olarak adlandırılan eski bir kilisenin yerine inşa edildiği belirtiliyor. Eski yapıya ait olduğu değerlendirilen avlu duvarları, sütunlar, sütun başlıkları ve çan kulesi günümüzde de yapının çevresinde görülebiliyor.

Caminin kim tarafından ve kesin olarak hangi tarihte inşa edildiği bilinmemekle birlikte, mimari özellikleri ve tarihî veriler doğrultusunda yapının 1170-1175 yılları arasında Zengiler döneminde inşa edilmiş olabileceği tahmin ediliyor.

Bu yönüyle Ulu Camii, Şanlıurfa'nın farklı medeniyet ve inanç dönemlerinden izler taşıyan tarihî dokusunun önemli örneklerinden biri olarak kabul ediliyor.

YÜZYILLAR İÇİNDE BİRDEN FAZLA KEZ ONARILDI

Ulu Camii, tarih boyunca çeşitli dönemlerde onarımlardan geçirildi.

Yapı üzerindeki kitabelere göre caminin 1684, 1779, 1780 ve 1870 yıllarında onarıldığı belirtiliyor.

Bu onarımlar, yapının uzun tarihî geçmiş içerisinde korunarak günümüze ulaşmasında önemli rol oynadı.

Daha yakın dönemde ise Ulu Camii, 2010-2011 yıllarında Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından kapsamlı bir onarımdan geçirildi.

“MESCİDÜ'L-HAMRA” OLARAK DA ANILDI

Ulu Camii'nin geçmişine ilişkin dikkat çeken bilgilerden biri de yapının farklı dönemlerde aldığı isimler.

İslam fetihlerinden sonraki dönemde, yapıda kullanılan kırmızı mermerler ve eski kilise yapısıyla olan bağlantısı nedeniyle caminin “Mescidü'l-Hamra”, yani “Kırmızı Mescit” olarak adlandırıldığı aktarılıyor.

Bu isim, yapının mimari özellikleriyle tarihî geçmişi arasındaki bağlantıyı da ortaya koyuyor.

ANADOLU'DA DİKKAT ÇEKEN MİMARİ ÖZELLİK

Ulu Camii'nin mimari özellikleri arasında özellikle son cemaat yeri dikkat çekiyor.

Payeler üzerine oturan ve her biri çapraz tonozlarla örtülü 14 sivri kemerin avluya açıldığı son cemaat yerinin, Anadolu'da ilk kez Urfa Ulu Camii'nde görüldüğü belirtiliyor.

Bu mimari özellik, caminin yalnızca dinî açıdan değil, Anadolu mimarlık tarihi açısından da önem taşıdığını ortaya koyuyor.

CAMİNİN İÇİNDEKİ KUYU VE HALK ARASINDAKİ İNANIŞ

Ulu Camii'nin harim bölümünde bulunan kuyu ise yapının en fazla merak edilen bölümlerinden biri.

Halk arasında anlatılan bir inanışa göre, Hz. İsa'nın Kral Abgar'a Havari Thomas aracılığıyla gönderdiği mendilin bu kuyuya bırakıldığına inanılıyor.

Bu inanış nedeniyle kuyudaki suyun şifalı olduğuna dair halk arasında uzun yıllardır anlatılan bir rivayet bulunuyor.

Bu anlatımın tarihî bir belge olarak değil, Şanlıurfa'da kuşaktan kuşağa aktarılan bir halk inanışı olarak değerlendirilmesi gerekiyor.

MİNARESİ ŞANLIURFA'NIN SAAT KULESİNE DÖNÜŞTÜ

Ulu Camii'nin en dikkat çekici bölümlerinden biri de minaresi.

Cumhuriyet döneminde minareye saat eklenmesiyle yapı aynı zamanda saat kulesi işlevi kazandı.

Böylece Ulu Camii minaresi, yalnızca ezanların okunması için kullanılan bir yapı olmaktan çıkarak Şanlıurfa şehir merkezinin önemli simgelerinden biri haline geldi.

Tarihî kaynaklarda bu minarenin Şanlıurfa'nın ilk ve tek saat kulesi olarak görev yaptığı belirtiliyor.

Bugün Ulu Camii çevresinde yürüyen vatandaşlar ve kente gelen ziyaretçiler, tarihî minaredeki saat bölümünü de görebiliyor.

CAMİ AVLUSUNDA TARİHÎ MEZARLIK

Ulu Camii'nin avlusu da başlı başına tarihî izler taşıyor.

“Kızıl Kilise”ye ait olduğu belirtilen kalın duvarlarla çevrili cami avlusunun kuzeybatı bölümü mezarlık olarak kullanılıyor.

Bu bölümde bulunan türbede, 1823 yılında vefat eden Şehabeddin Ahmet'in mezarı bulunuyor.

Şehabeddin Ahmet'in, Halidi Tarikatı'nın kurucusu olarak bilinen Mevlana Halid Ziyâeddin Hazretleri'nin küçük oğlu olduğu aktarılıyor.

Söz konusu türbe, Şanlıurfa İli Kültür Eğitim Sanat ve Araştırma Vakfı (ŞURKAV) tarafından restore edildi.

ULU CAMİİ ŞANLIURFA'NIN TARİHÎ KİMLİĞİNİN PARÇASI

Şanlıurfa, farklı medeniyetlerin izlerini aynı şehir dokusu içerisinde yaşatan kentlerin başında geliyor.

Ulu Camii de bu tarihî birikimin en önemli örneklerinden biri olarak öne çıkıyor. Kilise döneminden kaldığı belirtilen mimari unsurlar, Zengiler dönemine uzanan geçmişi, Osmanlı dönemindeki onarımları, Cumhuriyet döneminde saat kulesine dönüştürülen minaresi ve çevresindeki tarihî mezarlıkla yapı, yüzyıllar boyunca değişen şehir hayatının izlerini bünyesinde taşıyor.

Bugün Divanyolu üzerinde bulunan Ulu Camii, hem Şanlıurfa halkı için önemli bir ibadet mekânı hem de kentin tarihî ve kültürel mirasının önemli duraklarından biri olmayı sürdürüyor.

Kaynak: Kültür ve İnançlar Diyarı Şanlıurfa, Şanlıurfa Valiliği İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Yayınları, Şehir Kitaplığı Dizisi: 26.

HABER: GAZETECİ İBRAHİM UYGUR

AdminAdmin