ŞANLIURFA.CAM.Sondakika haberler ve güncel haber sitesi.
ŞANLIURFA.CAM.Sondakika haberler ve güncel haber sitesi.
KÜLTÜR - SANAT

ÖĞRENCİYİ ANLAMAK, GELECEĞE IŞIK TUTMAKTIR: MİNE ÖZTÜRK'ÜN GÖZÜNDEN ÖĞRENCİ KOÇLUĞU

ÖZEL RÖPORTAJ | EĞİTİM VE ÖĞRENCİ GELİŞİMİ

ÖĞRENCİYİ ANLAMAK, GELECEĞE IŞIK TUTMAKTIR: MİNE ÖZTÜRK'ÜN GÖZÜNDEN ÖĞRENCİ KOÇLUĞU
Paylaş:

Bir öğrencinin başarısı yalnızca kaç saat ders çalıştığıyla ölçülebilir mi? Hedef belirlemekte zorlanan, sınav kaygısı yaşayan, özgüven eksikliği hisseden veya kendi potansiyelinin henüz farkına varamayan öğrenciler için nasıl bir yol izlenmeli? Öğrenci koçluğu, tam da bu soruların merkezinde yer alıyor. Öğrencinin akademik gelişiminin yanı sıra bireysel farkındalığını, sorumluluk bilincini ve hedeflerine ulaşma becerisini destekleyen bu süreci, Öğrenci Koçu Mine Öztürk ile konuştuk.

Eğitimin yalnızca bilgi aktarmaktan ibaret olmadığını vurgulayan Mine Öztürk; öğrenci koçluğunun kapsamını, sınav kaygısını, ailelerin eğitim sürecindeki sorumluluğunu, teknoloji kullanımını ve başarıya ulaşmanın temel dinamiklerini değerlendirdi.

1. Öncelikle öğrenci koçluğu nedir? Bu kavramı biraz açabilir misiniz?

Öğrenci koçluğu, öğrencinin yalnızca akademik başarısını artırmaya yönelik bir çalışma değildir. Aynı zamanda öğrencinin kendisini tanımasını, hedeflerini belirlemesini, güçlü ve geliştirmesi gereken yönlerini keşfetmesini sağlayan bir gelişim sürecidir.

Her öğrencinin öğrenme biçimi, ihtiyaçları, ilgi alanları ve kişisel özellikleri birbirinden farklıdır. Bu nedenle bütün öğrencilere aynı yöntemle yaklaşmak doğru değildir. Öğrenciyi tanımak, ihtiyaçlarını belirlemek ve onun bireysel özelliklerine uygun bir çalışma planı oluşturmak gerekir. Buradaki temel amaç, öğrencinin zamanla kendi öğrenme sürecini yönetebilen, sorumluluk alabilen ve hedefleri doğrultusunda ilerleyebilen bir birey hâline gelmesidir.

2. Günümüzde pek çok öğrenci ders çalışmakta zorlanıyor. Sizce bunun temel nedenleri nelerdir?

Öğrencilerin ders çalışmakta zorlanmasının tek bir nedeni yoktur. Hedef belirsizliği, motivasyon eksikliği, dikkat dağınıklığı, başarısızlık korkusu, aile beklentileri ve sosyal çevrenin etkisi bu süreci doğrudan etkileyebilir.

Bazen öğrenci çalışmak istemediği için değil, nereden başlayacağını bilemediği için ders çalışamaz. Bazen de geçmişte yaşadığı başarısızlıklar nedeniyle kendisine olan güvenini kaybetmiştir. Böyle durumlarda öğrenciyi yalnızca daha fazla çalışmaya zorlamak çözüm değildir. Öncelikle öğrencinin yaşadığı güçlüğü anlamak, ardından küçük ve ulaşılabilir hedeflerle ilerlemesini sağlamak gerekir.

3. Başarıya ulaşmada disiplin mi, motivasyon mu daha belirleyicidir?

Motivasyon, öğrencinin harekete geçmesini sağlayan önemli bir etkendir. Ancak motivasyonun her zaman aynı seviyede kalması mümkün değildir. İşte bu noktada disiplin devreye girer.

Öğrencinin yalnızca istekli olduğu günlerde değil, kendisini yorgun veya isteksiz hissettiği zamanlarda da belirli bir çalışma düzenini sürdürebilmesi önemlidir. Disiplin, zamanla alışkanlığa dönüşür. Bununla birlikte disiplinin baskı ve zorlamayla karıştırılmaması gerekir. Öğrenci, neden çalıştığını ve hangi hedefe ulaşmak istediğini bilmelidir.

4. Sınav kaygısı öğrencilerin akademik performansını nasıl etkiliyor? Bu kaygıyla nasıl başa çıkılabilir?

Sınav kaygısı belirli bir düzeyde doğal ve hatta motive edici olabilir. Ancak kontrol edilemeyen kaygı, öğrencinin bildiklerini hatırlamasını, dikkatini toplamasını ve performansını ortaya koymasını zorlaştırabilir.

Öncelikle öğrencinin sınavı hayatının tek belirleyicisi olarak görmemesi gerekir. Sınavlar önemli bir değerlendirme aracıdır ancak bir öğrencinin bütün potansiyelini veya geleceğini tek başına belirlemez.

Düzenli hazırlık, gerçekçi hedefler, deneme sınavları ve doğru zaman yönetimi kaygının azaltılmasına yardımcı olabilir. Yoğun ve sürekli hâle gelen kaygılarda ise uzman desteğine başvurulması önemlidir.

5. Aileler çocuklarının eğitim hayatında nasıl bir tutum sergilemeli?

Ailelerin eğitim sürecindeki yaklaşımı, öğrencinin akademik ve kişisel gelişiminde son derece önemlidir. Çocukları sürekli başka öğrencilerle kıyaslamak, başarılarını yalnızca notlarla değerlendirmek veya yüksek beklentilerle baskı oluşturmak çoğu zaman beklenenin aksine sonuçlar doğurabilir.

Her çocuk farklı bir aile ortamında büyür, farklı imkânlara sahiptir ve farklı bir gelişim süreci yaşar. Dolayısıyla her öğrenciden aynı hızda ve aynı koşullarda başarı beklemek gerçekçi değildir.

Ailelerin çocuklarını dinlemesi, onların çabalarını fark etmesi, ihtiyaç duyduklarında destek olması ve güven ortamı oluşturması gerekir. Çocuk, başarısız olduğunda da ailesinin yanında olduğunu hissetmelidir. Çünkü sağlıklı bir eğitim ortamı yalnızca başarıların kutlandığı değil, hatalardan da öğrenilebildiği bir ortamdır.

6. Öğrencilerin ders çalışma sürecinde en sık karşılaştığınız hatalar nelerdir?

En sık karşılaşılan hataların başında plansız çalışma, sürekli kaynak değiştirme, konu öğrenmeden soru çözmeye yönelme ve yapılan yanlışları analiz etmeme geliyor.

Bazı öğrenciler uzun saatler ders çalıştıkları hâlde istedikleri sonuçları alamıyor. Bunun nedeni çoğu zaman çalışma süresinden ziyade çalışma yöntemidir. Verimli çalışma; konuyu anlamayı, tekrar yapmayı, soru çözmeyi ve yanlışlardan ders çıkarmayı gerektirir.

Öğrencinin kendisine uygun bir çalışma sistemi oluşturması ve bu sistemi sürdürülebilir hâle getirmesi önemlidir.

7. Teknoloji ve sosyal medya öğrencilerin dikkatini ve akademik başarısını nasıl etkiliyor?

Teknoloji, bilinçli kullanıldığında eğitim açısından önemli fırsatlar sunuyor. Dijital eğitim platformları, çevrim içi dersler ve çeşitli öğrenme uygulamaları öğrencilerin bilgiye ulaşmasını kolaylaştırıyor.

Ancak kontrolsüz sosyal medya kullanımı, öğrencilerin dikkat sürelerini, zaman yönetimini ve çalışma alışkanlıklarını olumsuz etkileyebiliyor. Burada önemli olan teknolojiyi tamamen hayatımızdan çıkarmak değil, onu doğru amaçlarla kullanmayı öğrenmektir.

Öğrencilerin dijital dünyada yalnızca zaman geçiren değil, teknolojiyi öğrenme ve gelişme amacıyla kullanabilen bireyler olmalarını desteklemeliyiz.

8. Öğrenci koçluğu her öğrenci için gerekli midir? Hangi öğrenciler bu süreçten daha fazla yararlanabilir?

Her öğrencinin mutlaka bir öğrenci koçuna ihtiyacı olduğunu söylemek doğru olmaz. Çünkü öğrencilerin ihtiyaçları birbirinden farklıdır.

Ancak hedef belirleme, zaman yönetimi, çalışma alışkanlığı oluşturma, motivasyonu sürdürme ve sınav hazırlık sürecini planlama konusunda desteğe ihtiyaç duyan öğrenciler için öğrenci koçluğu faydalı olabilir.

Burada önemli bir ayrıntı var: Öğrenci koçluğunun amacı öğrenciyi sürekli bir başkasının yönlendirmesine bağımlı hâle getirmek değildir. Asıl amaç, öğrencinin kendi kararlarını verebilmesini, sorumluluk almasını ve kendi gelişim sürecini yönetebilmesini sağlamaktır.

9. Son olarak öğrencilere ve velilere vermek istediğiniz mesaj nedir?

Öğrencilere öncelikle kendilerini başkalarıyla kıyaslamamalarını tavsiye ediyorum. Her bireyin öğrenme hızı, gelişim süreci ve güçlü yönleri farklıdır. Önemli olan dünden daha iyi olabilmek ve kendi hedefleri doğrultusunda istikrarlı bir şekilde ilerlemektir.

Velilere ise çocuklarının yalnızca sınav sonuçlarına ve notlarına odaklanmamalarını öneriyorum. Çocukların gösterdiği çabayı, yaşadığı zorlukları ve duygusal ihtiyaçlarını da görmeliyiz. Bazen bir öğrencinin en çok ihtiyaç duyduğu şey yeni bir kaynak kitap veya daha uzun çalışma saatleri değil, kendisine güvenildiğini hissetmesidir.

Unutulmamalıdır ki başarı bir günde ortaya çıkmaz. Sabır, emek, doğru yönlendirme ve istikrarlı çalışma ile şekillenir.

 

BİR ÖĞRENCİYİ ANLAMAK, BAŞARISINA GİDEN YOLU AÇMAKTIR

Mine Öztürk'ün değerlendirmeleri, öğrenci koçluğunun yalnızca ders programı hazırlamak veya çalışma saatlerini takip etmekten ibaret olmadığını ortaya koyuyor. Öğrencinin bireysel özelliklerini tanımak, ihtiyaçlarını doğru belirlemek ve kendi potansiyelini keşfetmesine yardımcı olmak bu sürecin temelini oluşturuyor.

Eğitimde başarıyı yalnızca sınav sonuçlarıyla değerlendirmek, öğrencinin gelişim yolculuğunun önemli bir bölümünü gözden kaçırmak anlamına geliyor. Çünkü her öğrencinin arkasında farklı bir yaşam öyküsü, farklı imkânlar, farklı beklentiler ve kendine özgü bir gelişim süreci bulunuyor.

Belki de eğitimde sorulması gereken en önemli soru şudur: Bir öğrenciden daha fazla çalışmasını istemeden önce, onun neden zorlandığını gerçekten anlayabiliyor muyuz?

Çünkü bazen bir öğrencinin hayatında fark yaratan şey, ona daha fazla sorumluluk yüklemek değil, potansiyelini keşfetmesine yardımcı olacak doğru yaklaşımı gösterebilmektir.

Röportaj konuğu: Mine Öztürk – Öğrenci Koçu

Bu haber ŞANLIURFA.CAM.Sondakika haberler ve güncel haber sitesi. tarafından yayımlanmıştır. İzinsiz kopyalanamaz, alıntılarda kaynak gösterilmesi zorunludur.

KÜLTÜR - SANAT Haberleri

Yorumlar

Editoryal moderasyon aktif

Yorum Yaz

Yorumunuz incelendikten sonra yayın ilkelerimize uygun bulunması hâlinde yayınlanır. Hakaret, iftira ve reklam içeren ifadeler reddedilir.

adlı okura yanıt yazıyorsunuz.
0 / 2000

Bu içeriğe henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.