Yetkililer, özellikle yaşlılar, kronik hastalığı olanlar ve bakımevlerinde kalan bireylerin yüksek risk altında olduğunu belirtti. Ölüm vakalarının büyük bir bölümü, sıcak çarpması, kalp-damar rahatsızlıkları ve sıvı kaybı kaynaklı meydana geldi.

Fransa genelinde sıcaklıklar bazı bölgelerde 42 dereceyi aştı. Hükümet, sağlık hizmetlerinin alarm seviyesinde olduğunu duyurdu. Ayrıca halka sık sık su tüketmeleri, mümkünse dışarı çıkmamaları ve yaşlı komşularını kontrol etmeleri yönünde uyarılar yapıldı.

2003 yılında yine benzer bir sıcak hava dalgasında 15 binden fazla kişinin hayatını kaybettiği Fransa, bu tür felaketlerin tekrar yaşanmaması için önlem paketleri hazırlasa da, iklim krizinin etkileri günden güne daha sert hissediliyor.

Köşe Yazısı: Sıcaklık Değil, İklim Krizi Öldürüyor!
Bugün size Paris’ten bir ölüm haberi geldi. Ama aslında bu, sadece Paris’in değil, tüm dünyanın ortak kaderinin habercisi. Son sıcak hava dalgasında 480 kişi yaşamını yitirdi.

Bu bir doğa olayı değil, bu bir uyarı. Adı konmamış bir felaketin, yani iklim krizinin, sessiz çığlığı. Ve artık her yaz, bir önceki yazdan daha sıcak; her ölüm, bir öncekinin habercisi.

Evet, Fransa hazırlıklıydı. Evet, sağlık sistemleri ayakta. Ama iklimin öfkesi artık sınır tanımıyor. Avrupa’nın kalbinde, gelişmiş ülkelerde bile sıcaklıklar ölümcül hale gelmişse, bir düşünün; bu fırtına Asya’yı, Afrika’yı, Orta Doğu’yu nasıl vurur?

Bu ölümler sadece sıcakla değil, ihmalle de ilgili. Fosil yakıt ısrarı, betonlaşma, doğanın yok sayılması… Bunlar hepimizin ortak suçu. İklim değişikliği artık geleceğin değil, bugünün gerçeği.

Bugün Fransa’da 480 kişi öldü. Yarın? Belki İstanbul’da, belki Şanlıurfa’da, belki de yanı başımızda…

Doğa intikam almıyor; sadece dengeyi geri istiyor.