1950' ye kadar olan süreçte ' Devlet Kutsaldır ' anlayışı hâkim idi.
İcraatlar tek şahsın istek ve yönlendirmeleri doğrultusunda yapılıyordu.
Sanayiye, tarıma ve üretime dair bir politika olmadığından dolayı millet fakrü zaruret içinde kıvranıyordu.
Köylüler Ulus ' tan Kızılay'a giremiyordu.
Yol yok, köprü yok, elektrik yok,su yoktu millet karanlıkta idi.
Bunla birlikte vergiler iyice artırılmış, kele başı vergisi dahi çıkarılmıştı.
Millet maddi ve manevi zillet içersinde kıvranıyordu.
Ülkeyi yönetenler Pembe Köşkerlerde oturuyor, Anadolu'da millet tezek bulamıyordu üstünde bir şey yok, karnında bir şey yoktu.
Ülkeyi yönetenler yasaları şahsi menfaatleri doğrultusunda eğip büküyordu.
Demokrat parti iktidar olduğunda Cumhuriyeti demokrasi ile taçlandırdı ve milleti Nesne ' den Özne ' ye çıkardı.
Devlet, şahıs, parti kutsiyeti ortadan kaldırıldı ve milletin sesine kulak verildi.
' Millet devlet içindir ' yerine ' Devlet Millet içindir ' anlayışı benimsendi ve bu istikamette gidildi.
Yol, köprü, liman, fabrika, hastaneler, üniversiteler, barajlar yapıldı ve elektrik üretilerek köylere ve şehirler elektrik götürüldü.
Tarım ' da makineleşmeye gidildi ve susuz tarımdan sulu tarıma geçildi.
Çiftçinin yüzü gülmeye başladı.
Millet köyden şehirlere akın etti yapılan fabrikalarda ve kamu kurum ve kuruluşlarında iş bulup çalışmaya başladı.
Millete " Cahil oy çoğunluğu" diyen statükocular rahat durmadı iki de bir Demokratların önünü darbe ve muhtıralarla kestiler.
Statüsünu devam ettirmek için kapalı kapılar ardında milletin bilmediği ve tanımadığı insanlara parti kurdurup onları iktidara taşıdılar ve hep birlikte ülkenin en Milletin canına okudular.
2002 seçimlerinde de o döneme benzer bir senaryo ' yu devreye soktular .
2002' de chp zihniyetini milletin benimsemiyeceğini anlayınca bu sefer İslâm ' ı siyasetine alet eden siyasal İslam zihniyeti, halkın dinî hissiyatlarını kullanarak iktidara gelmesine fırsat verdiler ve iktidara taşıdılar.
2002' de Deniz Baykal Sayın Erdoğan ile anlaşmasaydı ve birlikte Star TV ' de Uğur Dündar ' ın Arana programına çıkmasaydı yapılacak seçimlerde Doğru Yol partisi tek başına iktidara gelecekti.
1995 yılında Türkiye Gümrük Birliğine girmişti ve 1999 yılında Türkiye'nin Avrupa Birliğine girmesi için Cumhurbaşkanı Rahmetli Süleyman Demirel ve Başbakan Rahmetli Ecevit Helsin ki zirvesine katılmış ve Süleyman Demirel Avrupa Birliği ülkeleri devlet başkanlarına başkanlık etmiş ve Türkiye ' nın Avrupa Birliği girmesi için Avrupa Birliğine giren ülkelere hangi haklar tanınmışsa serbest dolaşım dahil bütün hakları kabul ettirmiş ve 2004 yılında müzakerelere başlama sözünü almıştı.
2002' de Doğru Yol parti iktidara gelecekti 2004 yılında müzakerelere başlanacaktı ve çok kısa zamanda Türkiye Avrupa Birliğine girecekti.
Bütün bunlar olmadı ve Türkiye 24 yıllık AK parti iktidarında adata 1950 öncesi tek parti iktidarından daha vahim bir duruma geldi.
Dünyanın avuç içine girdiği bilgi çağında Türkiye melez demokrasi ülkeleri ligine girdi.
Din rüşvet verilerek milletin malı gasp edilmektedir.
Haram helâl sayılmakta, rüşvet, yolsuzluk, adam kayırma, hasta garanti, yolcu garantili, geçiş garantili hastaneler, hava alanları ve köprülerle milletin geleceği ipotek altına alınıyor.
Devletin ve milletin malı denetimsiz bir şekilde kullanılmaktadır.
Mülakatlarda ' referans ' adı altında torpil melrûlaştırılmış durumda.
Denetim mekanizması tamamen ortadan kaldırıldığından, adalet tesirsiz hale geldi.
Basın ve medya susturuldu ve sustırulmaya devam ediyor.
Suç işleyen tutuklanmıyor, suçu ortaya çıkaranlar tutuklanıyor.
Bütün bunlar bize gösteriyor ki, milletimiz artık laftan ibaret olmayan, hakikî manada bir demokrasiye tekrar ihtiyacı vardır.
Vatandaşlarımız çaresizlik ve ümitsizlik psikolojisi ile adaletsizliğin ve korkunun çıkmazından kendini kurtarmak için başka ülkelere beyin göçü gerçekleştiriyor.
Bütün bu proplemlerin bir tek çözümü var.
Demokrasi, Demokratları demokrat parti bünyesinde kucaklamayı tekrar gerçekleştirmekten geçiyor.
Artık Türk siyasi tarihinde " Demokrat" mirası ve bu kökten gelen partilerin tekrar demokrat parti çatısı altında birleşerek yeniden güçlü bir alternatif haline gelmesi aciliyet arz etmektedir.
Demokrat parti Türkiye ' de çok partili siyasi hayata geçişin ve sivil siyasetin en önemli sembollerinden biridir.
Ülkenin bu gün dertten derde sürüklenesinin nedeni merkez sağda ciddi bir boşluk olmasından kaynaklanıyor.
Bu boşluğun ortadan kalkması ancak dağınık olan merkez sağ Demokratların tekrar demokrat parti çatısı altında birleşmesi ile mümkündür.
" Yeter Söz Milletindir!" Sloganıyla özdeşleşen bu gelenek kurumsal kimliğin ön plana çıkararak hukukun üstünlüğü, ekonomik kalkınma ve demokratik standartların yükseltilmesi vaatleriyle yeniden güçlü bir alternatif olacaktır.
14 Mayıs 1950' de Demokrat parti " Demokrasi Destanı" nı Yaşatarak iktidar oldu.
Günümüzde hak, hukuk, adalet ve hürriyet ilkeleri çerçevesinde ikinci bir demokratik şahlanışı millet arzuluyor.
Haydi kendini demokrat sayan tüm Demokratlar büyük Türkiye ve güçlü millet için tekrar demokrat parti çatısı altında birleşelim ve yeniden demokrasi destanını yazalım.
Mustafa Polat
Şanlıurfa demokrat parti il başkanı