Araştırmacı ve makale yazarı Süleyman Karadaş tarafından kaleme alınan kapsamlı bir çalışma, bölgedeki anıtsal yapıların bilinçli bir şekilde toprakla örtülmesini, Kur'an-ı Kerim'de yer alan peygamber kıssaları ve tevhid mücadelesi bağlamında masaya yatırdı.
Yapıların Üstünün Örtülmesi Hangi Anlama Geliyor?
Araştırmanın en dikkat çeken ve tartışmaya açılan teolojik hipotezlerinden biri, Göbeklitepe ve Karahantepe gibi merkezlerdeki bazı anıtsal yapıların kullanım sonrasında neden bilinçli biçimde toprakla doldurularak kapatıldığı sorusu etrafında şekilleniyor. Çalışmada, bu yapıların üstünün kapatılması olgusunun;
* Hz. Nuh ve Hz. İbrahim'in putperest inanç sistemlerine karşı yürüttükleri tevhid mücadelesiyle ilişkili olabileceği ihtimali üzerinde duruluyor.
* Putperest inançlarla özdeşleşmiş olabilecek mekân ve sembollerin kullanım dışı bırakılması ya da dönüştürülmesi fikri tartışmaya açılıyor.
Arkeolojik Veriler ile Teolojik Yorumlar Birbirinden Ayrılıyor
Makalede, geliştirilen bu teolojik hipotezin kesin bir tarihsel tespit olarak sunulamayacağı, aksine dikkatli bir metodolojik sınırla ele alınması gerektiği özellikle vurgulanıyor. Mevcut arkeolojik tarihlendirmeler ile peygamberlerin geleneksel tarihsel konumlandırılması arasındaki farklılıklara dikkat çeken yazar şu hususların altını çiziyor:
* Arkeolojik gözlem, bilimsel yorum ve teolojik değerlendirmeler kesinlikle birbirinden ayrılmalıdır.
* Taş Tepeler, peygamber kıssalarının doğrudan ve kesin arkeolojik kanıtı olarak değil; erken dönem sembolik ve ritüel dünyasının incelenebileceği zengin bir tarihsel araştırma alanı olarak değerlendirilmektedir.
* Günümüz kazı alanlarında yürütülen koruyucu çatı ve üst örtü uygulamaları ile Neolitik dönemdeki bilinçli toprak doldurma süreçlerinin tamamen birbirinden farklı olgular olduğu belirtiliyor.
Karşılaştırmalı Bir Dinler Tarihi Perspektifi
Çalışma; Kur'an-ı Kerim'deki Nuh (Nuh suresi 23. ayet: Vedd, Süvâ, Yeğûs, Yeûk ve Nesr putları) ve Enbiya ile En'âm surelerinde geçen Hz. İbrahim'in putperestlikle mücadelesini temel alıyor. Aynı zamanda Tevrat'ın ilgili bölümleri (Tekvin ve Yeşu) ile Mezopotamya mitolojisindeki tufan ve tanrı tasavvurlarını karşılaştırmalı olarak inceliyor.
Uzmanlar, bu tür disiplinler arası çalışmaların; dinler tarihi, arkeoloji, tefsir ve eski Yakın Doğu araştırmaları arasında köprü kurarak gelecekteki akademik çalışmalara önemli katkılar sağlayacağını belirtiyor.
Netanyahu: Seçimlere müdahale iddialarının soruşturulması engelleniyor
23:05 - DÜNYA