Şanlıurfa’nın Kültürel Temsili Üzerine: Dr. Emine Yeşim Bedlek ile Bir Söyleşi

Şanlıurfa’nın tarihini, kültürünü ve medeniyet birikimini dünyaya anlatan akademisyen, yazar ve turist rehberi Dr. Emine Yeşim Bedlek ile; akademik birikiminden rehberlik çalışmalarına uzanan meslekî yolculuğunu, Şanlıurfa’nın kültürel mirasının uluslararası tanıtımına yönelik faaliyetlerini ve yeni kitabının ortaya çıkış sürecini konuştuk.

KÜLTÜR - SANAT - 21-06-2026 20:46

Sayın Hocam, öncelikle bize değerli vaktinizi ayırdığınız için teşekkür ederiz.

İzninizle ilk sorumuzla başlamak isteriz. 13 Haziran’da LGS, 20 Haziran’da TYT ve 21 Haziran’da AYT sınavları gerçekleştirildi. Öğrencilerimiz yıl boyunca yoğun bir çalışma süreci geçirdi. Bu noktada, öğrencilerin yaz tatilini verimli değerlendirmeleri konusunda görüşlerinizi almak isteriz. Dinlenme ve kişisel gelişim dengesini nasıl kurmalarını önerirsiniz?
Kişisel gelişim en güzel dinlenirken yapılır. Yoğun iş ve okul temposunda kendimizle baş başa kalamıyoruz, yeterince okuma yapamıyoruz. Bu nedenle yaz tatilleri okuma, gezme ve öğrenme için çok değerli zamanlar. Gençlere bu değerli zamanda kitap okumalarını ve imkânları doğrultusunda kendi şehirlerini gezmelerini tavsiye ediyorum. Kitap okudukça ruhsal anlamda güçleneceklerini, doğru kararlar alacaklarını bilmelerini isterim. 
Efendim, değerli önerileriniz öğrencilerimiz için oldukça kıymetlidir. Tüm öğrencilerimize şimdiden verimli ve huzurlu bir yaz tatili diliyoruz.

Sizi hem öğretim üyesi kimliğinizle hem yazar kimliğinizle hem de turist rehberliği alanındaki çalışmalarınızla tanıyoruz. Ayrıca yerel, ulusal ve uluslararası basında da görüşlerinize sıklıkla yer verilmektedir. Ancak biz yine de kısaca kendinizi tanıtmanızı rica ediyoruz.

1- Dr. Emine Yeşim Bedlek kimdir?
Urfalı bir ailenin İstanbul’da büyümüş bir üyesiyim. İngiliz Dili ve Edebiyatı alanında akademik çalışmalar yaptım. Özel ve kamu üniversitelerinde çalıştıktan sonra 2020’de akademik kariyerime son verdim ve memleketim olan Urfa’ya yerleştim. 2022’den beri ikinci mesleğim olan profesyonel turist rehberi olarak çalışıyorum. Urfa’nın ve bölgemizin tanıtımında elimden geldiğince çabalayan insanlardan biriyim. Başta BBC olmak üzere pek çok uluslararası basın yayın organlarında ülkemizi ve şehrimizi tanıtma fırsatım oldu. 
2- Öğretim üyesi olarak görev yaparken turizm alanına yönelmenize ve rehberlik mesleğini tercih etmenize karar kılan temel etkenler neler olmuştur?
Aslında 2008 yılından beri profesyonel turist rehberiyim ancak akademik kariyerim nedeniyle rehberlik yapamadım. Üniversiteden istifa edip Urfa’ya yerleştikten sonra arkadaşlarımın ısrarı ile rehberlik mesleğini icra etmeye başladım. Urfa’da iyi derecede İngilizce bilen rehbere ihtiyaç olduğu için aslında kendimi bir anda çalışırken buldum. Hiç hayal dahi etmediğim projelerin içinde oldum ve rehberliği öğretmenliğe benzettiğim için alışmam hiç zor olmadı. Hatta daha keyifli buldum ve sevdim.
3-Akademisyen oluşunuzun rehberlik mesleğinize nasıl bir katkısı oldu?
Açıkçası çok olumlu yönde katkısı oldu çünkü rehberlik de bir anlamda öğretmenlik gibi. Bol bol okumanız ve kendinizi güncellemeniz gerekiyor. Ben zaten mesleğim nedeniyle okumayı, öğrenmeyi seven biriyim. Değişime çok açık oluşum ve merakım rehberlik mesleğime büyük katkı sağladı. Bir öğretmen olarak misafirin ilgisini nasıl yönlendireceğimi, kendimi nasıl ifade edeceğimi, gözlemlerimi aktarmayı biliyorum. Ayrıca Urfalı oluşum, bu kültüre yabancı olmayışım, ailemde gördüklerim, duyduklarım da bana katkı sağladı. 
4- Bir kaç hafta önce “Bir Rehberin Gözünden Göbekli Tepe Dünden Bugüne Urfa” adlı kitabınız yayınlandı. Bildiğim kadarıyla bu kitap sizin üçüncü kitabınız. Bu kitabın ortaya çıkış sürecini ve bu çalışmayla vermek istediğiniz temel miesajı bizimle paylaşır mısınız?
Evet, bu kitap üçüncü kitabım ve beni de en çok heyecanlandıran çalışmam oldu. Bu kitabı bana yazdıran en önemli etken Göbeklitepe oldu. Aslında rehberlik yapmayı da Göbeklitepe’ye borçluyum çünkü Göbeklitepe olmasaydı ben muhtemelen Urfa’da bu kadar keyifli ve istekli bir şekilde rehberlik yapmayacaktım. Öncelikle Urfalıların şehre gelen turist sayısındaki artışla birlikte bana en çok sordukları soru şu oldu: “Hocam bunca insan gerçekten de Göbeklitepe için mi geliyor Urfa’ya? Göbeklitepe bu kadar önemli bir yer mi?” Öncelikle bizim insanımızın kafasındaki bu soruyu cevaplamak istedim. Bir de tabii yerli ve yabancı basında Göbeklitepe ile ilgili anlatılan gerçek dışı haberlere cevap vermek ve doğru bilgiyle şehrimizi ve Göbeklitepe’yi, Taş Tepeleri anlatmak istedim. Turlarda bana çok sık sorulan soruları cevaplayarak her yaş grubundan insana ulaşmak ve sahip olduğumuz kültürel değerleri tanıtmak ve sevdirmek istedim. Kitabın çıkış hikayesi kısaca bu şekilde. 

5- Göbekli Tepe’nin keşfi hem ülkemiz hem de bölgemiz ve şehrimiz adına çok gurur verici. Göbeklitepe neden önemli, neden dünyanın dört bir yanından insan Urfa’ya geliyor? 
Göbeklitepe arkeoloji dünyasının en önemli keşfi çünkü bizim tarihe bakış açımızın doğru olmadığını gösterdi. Göbeklitepe aslında iki kez keşfedilmiş bir ören yeridir. İlk keşfi 1963 yılında olmuştur. Değeri ilk keşfinde anlaşılmamıştır. 1994’te Klaus Schmidt tarafından ikinci kez keşfedildiğinde aslında buranın çok önemli bir yer olduğu anlaşıldı. Bugün biz artık Göbeklitepe’nin avcı toplayıcı atalarımız tarafından kurulmuş köylerden biri olduğunu biliyoruz. Tarım yapmadan hayatta kaldıklarını ve anıtsal boyutlarda heykeller ve T biçimli dikilitaşlar yaptıklarını biliyoruz. İnsanın yerleşik hayata tarımla geçmediğini, tarımdan çok önce geçtiğini öğrenmiş olduk. Ayrıca modern toplumun temellerinin de burada atıldığını da anlamış olduk. Göbeklitepe insanı hem toplumsal hem de mimari ve mühendislik alanlarında çok önemli işler başarmış. Bu nedenle yerleşik hayata geçişle başlayan Neolitik dönemin en özel ve görkemli yerleri Şanlıurfa’da bulunmaktadır. Bu da tabii çok gurur verici.
6- Taş Tepeler ifadesini çok duyuyoruz. Bize kısaca Taş Tepeler projesi hakkında bilgi verir misiniz? 
Taş Tepeler projesi Kültür ve Turizm Bakanlığının girişimleri ile 2021 yılında başlatılan uluslararası bir proje. Şanlıurfa’da Göbeklitepe ile çağdaş olan onlarca yerleşim yeri var. Bu projenin amacı Göbeklitepe ve diğer Neolitik dönem yerleşimlerinde kazılar yapmak ve insanlık tarihin bu çok önemli dönemine ışık tutmak. Bu proje kapsamında Karahantepe, Sayburç, Sefertepe, Çakmaktepe, Mendiktepe, Gürcütepe, Harbetsuvan, Ayanlar ve Yoğunburç’ta arkeolojik kazılar yapılmaktadır. Kazı alanlarında yerli yabancı arkeologlar ve uzmanlar çalışmaktadır. Ülkemizin en önemli projelerinden biridir. Her keşifle, her kazıyla Urfa’nın insanlık tarihine yapmış olduğu katkılar ortaya çıkmaktadır. 
7- Ulusal ve uluslararası medya kuruluşlarında Şanlıurfa ile ilgili yaptığınız açıklamalar sonrasında şehir algısında bir değişim gözlemliyor musunuz?
Şanlıurfa’nın ülke içindeki algısı maalesef görsel ve yazılı basın nedeniyle pek de olumlu değil. Ancak turizm faaliyetleri ile şehrimize gelen insanların artık yavaş yavaş Urfa’ya bakış açısı değişmekte. Bugün pek çok insan Göbeklitepe’yi ziyaret etmek istiyor, gezi planları yapıyor. Benim kitabım da zaten Urfa’ya gelmek isteyenlere çok önemli bilgiler veren bir çalışma. Okuyarak gelirlerse çok daha keyifle, en doğru mevsimde gezmiş olurlar. 
Yurtdışında Urfa ilk Hristiyan şehir olarak bilinmekte. Edessa ismi ile bilinen bir şehir. Malum Urfa’ya gelen yabancı misafirlerimiz eğitim seviyesi yüksek insanlar. Eğer böyle olmasalardı zaten Urfa’ya gelmezlerdi. Genelde Urfa’ya bir günlüğüne geliyorlar. Urfa’da sadece Göbeklitepe var sanıyorlar ve gün sonunda Urfa’da birkaç gün kalınması gerektiğini anlıyorlar. Bir gün vakit ayırdıkları için pişman oluyorlar. Amacımız yabancı turistlerin şehrimizde konaklama süresini arttırmak. Ve evet Urfa’nın olumlu yönde değişen bir algısı var artık.


8- Göbeklitepe’de kazılar durduruldu mu? Sosyal medyada bu yönde iddialar var. Siz ne dersiniz?
Göbeklitepe’de ve Taş Tepelerde kazılar devam ediyor. Bunlar maalesef etkileşim için yapılmış yanlış haberler. İtibar etmeyelim. Stonemounds adlı uygulamayı telefonunuza indirirseniz Taş Tepeler hakkında detaylı bilgilere ulaşabilirsiniz. Ayrıca her kazı alanının sosyal medya hesaplarını da takip edebilirsiniz. Son bilgilere bu şekilde ulaşabilirsiniz. 
9- Hocam en çok duyduğunuz soru hangisi? İnsanların sorduğu tuhaf sorular oluyor mu?
Evet, oluyor tabii. Mesela Göbeklitepe’yi uzaylılar mı yaptı sorusu çok soruluyor. Ben de hep şaka ile karışık: “Göbeklitepe bizim, onu hiç kimseye vermeyiz” diyorum. Arkeoloji bilgimiz sınırlı olduğu için böylesi görkemli yapıların insan eliyle yapılmış olmasına inanamıyoruz. Bu nedenle buna inanmak çok daha kolay geliyor. Oysa çıkan buluntuların insana ait eserler ve insana ait duygular olduğunu görmek çok da zor değil. 
Ayrıca “Göbeklitepe’nin negatif enerjisi varmış, çekinerek geldik” diyenler oluyor. Doğru değil, lütfen itibar etmeyelim. Böylesi önemli bir ören yeri hakkında yalan yanlış haberler yapılmasını ben kötü niyetli buluyorum. Eşi benzeri olmayan ve sadece Urfa’da inşa edilmiş böylesi görkemli bir yer bunu hiç hak etmiyor. Biz mirasçısı olarak onu tanıtmak ve korumakla görevliyiz. Bu şekilde olumsuz ve asılsız ifadeler hiç doğru değil, inanmayalım. Gelelim, görelim ve bu muhteşem yapının güzelliğini hissedelim.
Kapanış Sorusu:
Efendim, hem turist rehberliği yapıyor, hem akademik çalışmalar yürütüyor, hem de kitap yazıyor ve televizyon programları ile yazılı basına demeçler veriyorsunuz. Oldukça yoğun ve çok yönlü bir çalışma temponuz olduğu görülmektedir.
Bu noktada biraz daha özel bir soru sormak isteriz. Aile hayatınıza da değinmek gerekirse; eşinizin de akademik ve rehberlik alanında çalışmalar yürüttüğünü, ayrıca bir kızınız olduğunu biliyoruz. Bu yoğun mesleki tempo içerisinde aile hayatına yeterince zaman ayırabiliyor musunuz? Bu yoğunluk içerisinde sizi motive eden en önemli unsurlar nelerdir?
Üniversitede çalışırken çok yoğundum. Rehberlik benim açımdan çok yoğun bir iş değil çünkü ben çok yoğun çalışan bir rehber değilim. Malum anne olunca şehir dışına pek çıkamıyorum ve bu konuda hiç şikâyetim yok. Önceliğim kızımı büyütmek ve kendimce şehrin tanıtımında katkıda bulunmak. Eşim de rehber ancak o çok daha yoğun çalışıyor. Zaten onun yoğun çalışması bana daha rahat bir çalışma, okuma ve yazma imkânı sunuyor. Ben biraz daha keyfi çalışıyorum. Çalışmak istemediğimde çalışmıyorum. Seçici davranabiliyorum şu an. Beni Urfa’nın eşsiz tarihi motive ediyor. Okudukça, öğrendikçe şaşırıyorum ve daha çok öğrenmek için araştırıyorum. Aslında ben Urfa’nın bugününde değil, geçmişinde yaşıyorum. Her dönem bir çekim merkezi olmuş olan Urfa beni de kendine öyle bir çekti ki sanırım daha uzun yıllar bu sevda bana yeter.

Bu söyleşi, Şanlıurfa’nın tarihî ve kültürel mirasının akademik bilgi ile saha deneyimi birleşiminde nasıl uluslararası alana taşındığını ortaya koymaktadır. Dr. Emine Yeşim Bedlek, bilimsel birikimi, akademik kimliği ve rehberlik tecrübesiyle Şanlıurfa’nın kültürel hafızasının aktarımına önemli katkılar sunmaktadır.
Sayın Hocam’a kıymetli zamanını ayırdığı ve değerli görüşlerini paylaştığı için teşekkür ederiz.
 

Günün Diğer Haberleri