İngiliz subayın tanıklığı, Gelibolu cephesine farklı bir pencere açıyor

Mehmet Bayer, 2 Ekim (Hibya) - Birinci Dünya Savaşı sırasında, 1915 yılında Gelibolu Cephesi'nde görev yapan İngiliz Kraliyet Atlı Topçusu Subayı Albay Norman Hugh Huttenbach'ın savaşın üzerinden 61 yıl geçtikten sonra kayda alınan tanıklığı, Gelibolu Harekatı'nın hazırlık sürecinden cephede yaşanan zorluklara, Türk savunmasının etkinliğinden sağlık koşullarına kadar birçok konuda dikkat çekici ayrıntıları ortaya koyuyor.

- 02-10-2026 11:05

Huttenbach, 1976 yılında gerçekleştirilen sözlü tarih çalışmasında, Gelibolu çıkarması öncesinde topçu birliklerine hiçbir çıkarma eğitimi verilmediğini, harekatın birçok aşamasının plansız yürütüldüğünü ve cephede hastalıkların en az çatışmalar kadar ağır kayıplara yol açtığını anlatıyor. Röportaj, aynı zamanda Türk askerinin savunma becerisine ilişkin dikkat çekici değerlendirmeler de içeriyor.

Uzun yıllar kayıp olduğu düşünülen röportajın varlığından, Albay Huttenbach'ın kızı Hester Huttenbach, tarih araştırmacısı Bernard de Broglio sayesinde haberdar oldu. Röportajın bir kopyası bugün İngiltere'deki Leeds Üniversitesi bünyesindeki Liddle Koleksiyonu'nda korunuyor.

Albay Huttenbach'ın kızı yaşadığı duyguyu şu sözlerle anlattı:

''Sanırım Bay Liddle, o sırada 82 yaşında olan babamdan oldukça fazla şey talep ediyordu. Ben 19 yaşındaydım ve görüşmelerin yapıldığını hatırlıyorum, ancak kayıtların bir kopyasının bize verilip verilmediğini bilmiyordum. Yaklaşık 50 yıl sonra Bernard de Broglio sayesinde bunların varlığını öğrendim ve bugün Leeds Üniversitesi'ndeki Liddle Koleksiyonu'ndan bir kopyası bana gönderildi.''

Penang'dan Gelibolu'ya uzanan yolculuk

16 Eylül 1891'de Penang'da doğan Norman Hugh Huttenbach, 1911 yılında Kraliyet Atlı Topçusu'na katıldı. Çocukluğundan itibaren ata binmesi sayesinde süvari topçusunda görev aldı.

1915 yılında B Battery birliğiyle birlikte, Avonmouth Limanı'ndan SS Haverford gemisine binen Huttenbach, Malta ve İskenderiye üzerinden Limni Adası'na ulaştı. Birliği 27 Nisan 1915'te Seddülbahir'deki W Kumsalı'na çıkarıldı. Yaklaşık dört ay cephede görev yapan subay, 24 Ağustos 1915'te ağır dizanteri nedeniyle Gelibolu'dan tahliye edildi. Tedavisinin ardından Fransa Cephesi'nde yeniden göreve döndü.

Çıkarma eğitimi almadık

Röportajın en dikkat çekici bölümlerinden biri, Gelibolu çıkarması öncesindeki hazırlıklara ilişkin değerlendirmeler oldu.

Huttenbach, ne Mısır'da ne de Limni'deki Mondros Limanı'nda topçu birliklerine herhangi bir çıkarma eğitimi verilmediğini söyledi.

Gemiden top ya da at indirmeye yönelik hiçbir hazırlık yapılmadığını belirten Huttenbach, bunun üst komutanlığın önemli bir eksikliği olduğunu şu sözlerle dile getirdi:

''Gemiden top çıkarmak için eğitim almadık. Gemiden at indirmek veya gemiye at yüklemek konusunda da hiçbir eğitim verilmedi. Üst komutanlık, atların gemi vinçleriyle kolayca indirilebileceğini düşünüyordu.''

Her şey gelişigüzel yürütülüyordu

W Kumsalı'ndaki çıkarmayı ayrıntılarıyla anlatan İngiliz subay, kullanılan çıkarma araçlarının birbirinden oldukça farklı olduğunu söyledi.

Topların nakliye gemilerinden çıkarma araçlarına aktarılmasının düzensiz yapıldığını belirten Huttenbach, ''Bu çıkarma araçları sanki Akdeniz'deki çeşitli limanlardan rastgele toplanmış gibiydi. Üstelik hiçbirinde silah yoktu. Ateş altına girseler, karşılık veremeyecek durumdaydılar. Her şey son derece gelişigüzel yürütülüyordu.'' ifadesini kullandı.

Toplar insan gücüyle çekildi

W Kumsalı'nın üzerindeki dik yamaçları ''uçurum'' olarak tanımlayan Huttenbach, atların topları çekemeyecek kadar bitkin olduğunu belirtti.

Bu nedenle topların tamamen askerlerin gücüyle yukarı çıkarıldığını, gece karanlığında haritasız ilerlediklerini anlatan Huttenbach, Türk topçusunun mühimmat sıkıntısı yaşamasının İngiliz birliklerinin daha ağır kayıplar vermesini önlediğini ifade etti.

Türkler olağanüstü kazıcılardı

Huttenbach, röportaj boyunca Türk askerlerinin savunma becerisine de dikkati çekti. Türkleri olağanüstü kazıcılar olarak nitelendiren Huttenbach, ''Bir gecede mantar gibi siperler ortaya çıkarıyorlardı. Hayatım boyunca bundan daha iyi siper çalışması görmedim.'' bilgisini paylaştı.

En büyük düşman hastalıktı

Cephede moralin yüksek olduğunu söyleyen Huttenbach, ilk çıkarmalardan sonra en büyük sorunun sağlık koşulları olduğunu belirterek, ''Bana göre ilk çıkarmadan sonraki dönemde sağlık sorunları verilen zayiatlardan bile daha büyük problemdi.'' görüşünü aktardı.

Kendisi de şiddetli dizanteriye yakalanan Albay Huttenbach, Ağustos 1915 sonunda Gelibolu'dan tahliye edildi.

Bugün Leeds Üniversitesi'nde korunan bu sözlü tarih kaydı, Gelibolu Cephesi'nde görev yapan bir İngiliz topçu subayının harekatı kendi gözünden değerlendirdiği en önemli birinci el tanıklıklardan biri olarak tarih araştırmalarına katkı sunmayı sürdürüyor.

85 yaşında savaştığı topraklara geri döndü

Albay Norman Hugh Huttenbach, 1976 yılında, 85 yaşındayken yıllar önce savaştığı Gelibolu Yarımadası'nı kendisi de dahil 28 kişi ile yeniden ziyaret etme imkanı buldu.

Albay Huttenbach'ın kızı Hester Huttenbach, babasının bu sırada Çanakkale'den gönderdiği bir kartpostalda, Türk Gaziler Derneği ve askeri ataşelik tarafından VIP düzeyinde karşılandıklarını yazdığını söyledi.

Ziyaret kapsamında, İngiliz Konsolosluğu tarafından bir kokteyl düzenlendiğini dile getiren Hester Huttenbach, ''Çanakkale'ye uzun bir yolculuk yapılmış ve çay ikram edilmişti. Babam ayrıca bir anıta çelenk bırakmış ve savaş alanlarını ziyaret etmişti. Zaten bu ziyaretten 2 yıl sonra, 1978'de geçirdiği kalp krizi sonucu 87 yaşında hayatını kaybetti.'' diye konuştu.

Hibya Haber Ajansı
Günün Diğer Haberleri